8 Temmuz 2015 Çarşamba

GEÇMİŞTEN GELEN BİR DUYGU

Yaz aylarında hep çocukluğum gelir aklıma...Zamanında hiç geçmeyecek gibi gelen upuzun günlerdeki hislerimi düşünürüm. Öyle hızlı geçiyor ki şimdi zaman. Malum, çocukluğum 80'lerin sonu 90'ların başına denk geliyor. Bütün kuşakların içinde en büyük lanet bizim üzerimizde sanıyorum. Ergenlik gibi sancılı bir dönemde cep telefonuyla tanıştık tuhaf olduk. Yine aynı dönemlerde internete merhaba dedik, allak bullak olduk. 80'lerin geleneksel alışkanlıklarından klişe bir blog yapmayacağımı biliyorum fakat bu garip duyguyu nasıl anlatacağımı hiç bilmiyorum.

O zamanlar herkesin yaptığı şeyleri yapamadım ben mesela. Hani gazoz kapaklarını dizip onların taşlarla devirildiği bir oyun vardı ya ben onu kenardan izleyebilirdim ancak. "Ben de oynayayım" demeye çekinir mi hiç çocuk? Piç Sezercik bir, ben iki; diyemezdim işte. Pardon o piç değildi babası vardı onun...Yakartop ve istop ve diğer top oyunları. Oynamazdım "ille gel seni de oynatalım" demezdi de kimse, hatta çokça dışlandığım da olurdu ya da ben öyle sanırdım.Yalnız başıma kaldığımda(genellikle öyle olurdu) ağaç yapraklarını inceler nasıl fotosentez yaptıklarını düşünürdüm. Renkli taşlar toplardım. Güneşi ve yıldızları düşünürdüm.

Okulda Matematik problemlerini ilk çözenlerden, en güzel okuyanlardandım. Yine de yalnızdım çoğunlukla.Yalnızlığımın fiziksel bir açıklaması da yoktu. Mesela çok güzel bir çocukmuşum, altın sarısı saçları olan, bir görenin bir daha baktığı, ilkokulda  her çocuğun yanına oturmak istediği türden bir çocuk.... Gerçekten de birinci sınıfta öyle olmuştu. Sadece Tülin çağırmamıştı yanına, sınıfın en çalışkan kızıydı. O zamanlar buna bozulduğumu hatırlıyorum. Bir gün, ortada hiçbir neden yokken, biz yakın arkadaş değilken evimize gelip beraber okula gidelim demişti. Üstelik evim okulun ters yönüne kaldığı halde. Birinci sınıfta neden onun da diğerleri gibi "gel buraya otur" diye bana yer açmadığının bozuntusu içindeyken, beraber okula gittik. Çocukluk böyle bir şeydi.

Mezuniyetimiz okulda yapılmıştı. Basit bir şeydi: müzik, yiyecekler, dans, oyunlar. Müzik dediğim  o zamanların efsane parçası olan Lambada'ydı. Sürekli bu şarkıyla dans etmişti çocuklar. Bense sadece bir kere, o da bütün kızlarla dans ettiğini, benle de etmesi gerektiğini söyleyen Ali ile. Nasıl ikna etti bilmiyorum, çünkü benim gözüm sınıfın en şımarık ama en gözde çocuğundaydı. Onun gözü de Tülin'de. Belki de Tülin onu tercih ettiği için bu kadar ilginçti bu fazla zeki olmayan şımarık çocuk. O yaşlarda hemcinsler karşı cinsten daha caziptir. Beş yıl önce bu çocuğu face'de gördüm. Saçları önden seyrelmiş, belirgin bir de göbeği vardı. Ali'mi? O kara-kumral arası çocuk bir içim su olmuş, atletik vücudu mu desem, fırça gibi saçları mı, yoksa gamzeleri mi? Çapkın bir tip olup çıkacağı da o zamandan belliydi. Tülin  aynıydı, aynı bakış aynı soğuk duruş. Bu çocuklar içinde biri vardı ki benimle ilgilenen tek çocuktu. Okul dışındayken bazen ağaçların altında beraber marşlar söyleyip, koştururduk. Üçüncü sınıfta gelmişti bizim okula. Çilli, çekik gözlü, sevimli (bunu şimdiki halimle söylüyorum o zamanlar farklı düşünüyordum) bir çocuktu. Okulun bittiği son gün bana çiçek vermişti. Hiçbir anlamı yoktu benim için. Çocuk bile olsak rağbet edilene hücum eden varlıklardık. Bu çilli çocuk ise kızlar tarafından pek talep edilmiyordu. Bu grup baskısı, klipteki sarışın kızın babasının tokatından hallice bir tokat gibi çarpıveriyordu suratıma. Yıllar sonra tekrar tekrar yaşadım aynı şeyi.




O garip duygu yaz aylarında yokluyor demiştim. O sıkıntı ve bunalma... Tarif edemiyorum, işin garibi bu duyguyu yaşadığım zamanlarda götümde hiçbir sorun yoktu da. Lambada ise iç sıkıntımı alabilen nadir parçalardandır.

2 yorum:

  1. seksenlerin sonu doksanların başında çocuk olmak, vay be.. bende gittim birden gerilere. keşke benim çocukluğuma dair bahsettiklerim piç sezercik gibi masum olsa, ama olsun çocuk her zaman çocuktur değil mi..
    ferda anıl yarkın'ın yaralıyım şarkısını açıp iki gün boyunca hoşlandığım kızın karşı apartmanın merdiveninde sabahlamalarım geldi aklıma..
    hey gidi hey:)

    YanıtlaSil
  2. Lambada benim de içime afakanlar afakanlar bastıran şarkılardan biridir nedense...
    Problemin çözüldü mü, yoksa ameliyat sıkıntıların devam ediyor mu hala??

    YanıtlaSil