5 Haziran 2015 Cuma

ÇİZMEK


Eskiden güzel resim yapardım. Severdim resim yapmayı. Hatta bazıları model olmak için yarışırdı. Elimden gelse herkesi çizebilirdim ayırt etmeden. Bazılarını çizmeyi daha çok... Neden bilmem, fotoğraftan çizmeyi tercih ederdim. Gözlerine uzun süre bakamadığımdan olabilir, insanların gözlerine uzun süre bakamıyorum.  Modelle bir yakınlık kurma amacı da olmayınca hiç fark etmiyor canlısı fotoğrafı. Aslında fark eder ışık gölge aynı değildir canlıda ama bende öyle işte. Bir arkadaşım vardı. Öyle fotoğraf çekmeyi çok sevdiğini pek düşünmediğim bu eski arkadaş, çekici bulduğu her kadına-erkeğe modellik teklif ederdi. Eh! bir Mona Lisa olmayı kim istemezdi? Ben istemezdim. Ne zaman eline o aleti alıp bana tutsa yüzümü kapardım. Aman ne yetenek derdim! Fotoğraf dediğin anlık anlamlar yakalamaktır gözümde, veyahut hatıra kalsın diye çektiririz işte. Çok sanatsal bulmuyorum hazırlanan görüntüyle gerçekleşen fotoğraf eylemini, hele ki artık herkes fotoğrafçı. Ben de severim fotoğraf çekmeyi, biriktirmeyi koy arşive yıllar sonra bak. Hem yeteneğe de gerek  yok.






Resim yapmak ise çok farklı, verdiğin emeğin büyüklüğü farklı bir kere. Bunu 4-5 yıl önce yapmıştım sanıyorum. İnternetten bir fotoğraftan.  Tam hatırlamasam da bir-iki saatimi falan almıştı sanıyorum. Tanımadığım modelleri daha kısa sürede çizebiliyorum ne hikmetse. Bunun kafasında hafif bir yamukluk var. Çizdiğim portrelere bakıp karşılaştırdığımda, ne gariptir ki model ile olan tanışıklığım arttıkça yamuklukların, orantısızlıkların arttığını farkediyorum. Halbuki en çok zaman harcadıklarımdı onlar.

Ne zaman bu hayattan sıkılsam, usansam alırdım elime kara kalem yahut yağlıboyayı başlardım resmetmeye. İyi bir gözlemci ve röntgenci olmanın faydalarını en çok resim yaparken gördüm.Oldukça iyi şeyler çizdiğim de oldu. "Ben yaptım bunu" diye heyecanla gururlanıp bakardım, üretmek gibisi yoktur. Böylece bir-iki saatliğine de olsa uzaklaşırdım sıkıntı veren şeylerden. İşin içine incelticiler ve tiner girdiği vakit, derin bir huzura da ererdim nihayet.




 


O zamanlar resim yapmak hem keyifli hem ciddi bir işti. Şimdilerde böyle saçmalıklar çiziyorum. Detaylara girmeye ne hevesim var ne gücüm. Hangi detay anlatabilir (u)mutsuzluğumu. Hiçbir kalem, hiçbir boya istediğin gibi bir hayat çizemiyor maalesef. Keşke çizse...

Sanıyorum önce ilkel mağara resimlerine(çoğu bundan güzeldir), sonra da cin ali resimlerine kadar gider bu...



11 yorum:

  1. zaman geçtikçe detaylara sabrı kalmıyor insanın... :/

    YanıtlaSil
  2. Kalemin çok sağlammış çok beğendim çizimlerini benim çizebildiğim yegane şey kedi.. Çöp adam çizemezken hem de..

    YanıtlaSil
  3. Hımm... Şöyle işte. İnsanın içinde umutsuzluk mutsuzluk keder varken başka türlü davranmamalı, yazmamalı. Sürekli güçlü görünmeye çalışıyorsun farkında mısın? Sana çok bozuğum ve bu ikinci bozuluşum. Ben değer verdiğim blog yazarlarını öyle ciddiyetle okuyor takip ediyorum ki anlatamam. Sen de onlardansın. Yazdıklarını iki kez dahi okuduğum oldu. Daha doğru anlamak ve yorumlayabilmel için.

    Şimdi de aslında kırgın kırgın yazıyorum bakma. Yazdıklarımı elbette okumak zorunda değilsin; ama sadece senin yorumlarını sildiğimi düşündürtecek ne yaptım acaba? Mutlaka buna neden olacak bir tavrım oldu ki böyle düşündün.

    Sonra, bana bunu gelip yoruma "Hey fidan bana bak benim yorumlarımı niye sildin sen?" diye yazmak yerine mail attın? Bu kadarcık olsun samimiyet kuramadım mı? İnan o zaman bu verdiğim tepkiyi vermez hatta bunu bana dobra dobra sorduğun için sevinirdim bile. Çünkü ben hayatım boyunca böyle yaptım.

    Blog işi enteresan iş. Hayatın küçük provası gibi. Çıkarcılar, samimiyetsizler, vasıfsızlar cirit atıyor. Böyle bir ortamda inan arkadaşlık kuracaklarımı cımbızla seçmeye çalışıyorum çünkü bloğumdan da soğumak istemiyorum. Ama, nedense aynı yakınlığı aynı ılımlı yaklaşımı göremiyorum hiç.

    Beni oku yorum yaz filan diye yazmıyorum bunu. İstediğin gibi saydırabilirsin hatta. Ben daima içimden geleni yazıyorum. Sadece burada değil, her yerde. Samimiyetsiz olan, çıkar amacı güden hiçbir şeyi sürdüremiyorum. Sana böylesin demiyorum; ama hiç mi samimiyet geçmedi benden sana diyorum.

    Öfkem de takdirim de beğenim de beğenmeyişim de gerçek. Arkadaşlığım da gerçek. Sanal dünyada bile insanların bunu değil, sahte vıcık vıcık, menfaate dayalı olanını tercih etmesine de fena bozuluyorum.

    Hadi bakalım ateyizler bunları da açıklayın.

    Not: Yazını okudum ama düşüncelerimi yazmayacağım. Önce bu sorunu çözmemiz gerektiğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. @Kalemderi Yanıt yazınıza bayıldım.Blog ya da sanal âlemle ilgili çok güzel ve doğru şeyler yazmışsınız.

      Sil
    3. Cevap vermiyorsun ? Aferin bana, işte bu kadar samimi davranmışım bu kadar güzel arkadaşlık edebilmişim. Peki Ikıntı.

      Sil
    4. :)

      Bu da yaptığım son "yoruma cevap yorumu" olsun.

      Yazıyı yazdıktan sonra bir kere girdim bloga, yorumunu gördüm fakat müsait olup yazamadım bir şeyler. Kasıtlı değil.

      Sebebini belirtmeden bana kırıldığını söylemiştin, ben eski yazılarını okuyup onlara yorum yaptığım bir sırada profil değiştirdin. yorumları görmeyince yorum denetimine geçtiğini de görünce belki yazdıklarımdan rahatsız olabilirsin diye düşündüm(küçük bir ihtimal). Öyle yorumlarım (silinemesi gereken) silindi ki (onlar da gayet aklı başında insanlardı), böyle çok küçük bir ihtimal geldi aklıma. Sordum, mesaj formu koymuşsun oradan uygun buldum, oradan sordum çünkü alakasız kişiler alakasız bir şekilde atlayabiliyorlardı.

      Bazen dünyaları yerinden oynatacak gibi hissediyorum, bazen çaresizliğim dibe çekiyor. Her zaman küçük emrah gibi dolaşılmaz ki. Herkesin duygularını ifadesi farklıdır, ben dalga geçiyorum çoklukla. Bir yaptığı bir yaptığına, bir yazdığı bir yazdığına tutmayan yüzlerce insan var. Binlerce çelişki sırayabilirim bloglardan. Çıksam o insanlara sen aslında şöylesin ama böyle görünüyorsun diyemem ki. Bir varlık olsun ki içinde çelişki olmasın.Eğer bunlar senin nezdinde samimiyetsizlikse ben samimiyetsizim ve bil ki herkes de öyle... Ben çoğunlukla yazım biçimlerini ve yanlış bilgilendirmeyi eleştiriyorum sense bunları eleştirmeyi tercih ettin. Olabilir tabi bir şey diyemem.

      O sahte vıcık vıcık dediğin hayatların hepsi gerçek...Sadece sana benzemiyorlar. Beni kendine benzettiğin için belki de arkadaşça yaklaştın. O zamanlar abarttığını düşünmüştüm fakat kendini anlattığın eski yazılarını okuduğumda daha iyi farkettim benzerliği.
      Kısaca benim için değerlisin. Sen hakkımda farklı düşünsen de, yazacağım diğer yazılarla beraber hakkımdaki fikirlerin değişse de(büyük ihtimalle değişecek) benim senin hakkındaki düşüncem bunlara göre biçimlenmeyecek. Benim tek gücüm bu aslında. Sana kızgın ya da kırgın değilim, sadece biraz fevri davrandığını düşünüyorum o kadar.




      Sil
  4. Resme gayet yeteneklisin. Devam et. Ben de çok severim resim yapmayı, genellikle senin tersine hayali tipler çizerim ve bu tipler mutlaka güzel hatunlar olur, bir de Freud olsa bilmem ne der uzun topuklu ayakkabılar giymiş uzun bacaklar çizerim:))kimse sapık, fetişist filan sanmasın sadece hoşuma gidiyor:)

    YanıtlaSil
  5. İlk resimde sana ait dimi çok güzel be çok beğendim. Fotoğrafımı ister misin? Sabır de deme bilmem ama bence çiz. Rahatlatır. Tabi olmayınca sinirlendirir. Ben önceden yağlıboya baya yapardım. Sonra annem dırdır yok döktün falan dedi. Annem sanata bayılır da. Mesela Uyuz annemden şu phantom of the opera için bilet parası istedi.( Kendi evine çıktığından beri kıtkanaat geçini oldu yavrum :D) Annemin tepkisi ilk tamam sonra şiddetli bir hayır. Sebep eve gelince sürekli söylemesi başını şişirmesi. Bizimki birara müzükalde oynuyordu evde prova yaparken annem sanata düşman olmuştu da.
    Bu yazdıklarımın senin yukardaki yazınla alakası yok ama yazdıktan sonra kendimi kaptırdığımı ve silmeye kıyamadığımı fark ettim :D

    YanıtlaSil
  6. Aamir Khan'ın "Taare Zameen Par - Her Çocuk Özeldir" filmi geldi aklıma, izlemediysen izlesene :)

    YanıtlaSil
  7. Bir şeyler çizebilmeyi çok istedim. Uğraş da verdim ama olmuyor. Zerre kadar yetenek yok bende. :D
    Bu arada yeni bir blog açtım desteğinizi bekliyorum.
    Site adresim: http://zincifrefikriyat.blogspot.com

    YanıtlaSil