10 Mayıs 2015 Pazar

KUTLAMADIM

Kendimi bildiğim günden beri annemin anneler gününü kutlamadım hiç. Severim, sevmez olur muyum hiç! Bazen fazlasıyla.... Bu fazlalık derinlerde bir yerde nefrete tekabül edermiş diyorlar, etsin. Aşkın, sevginin içinde nefret vardır illaki. Önemsediğimiz içindir ikisi de. Muhtar işimizi görürken bize gülümsemedi diye gönül koyar mıyız?

Annem evet. Gözleyebildiğim tek ebeveyn modelim. Erkek olsaydım meryem ve isa gibi anne-çocuk kültü üzerine kurulu garip bir ilişkimiz de olabilirmiş. Aslında tanrı cinsiyetime karar veremeyip ortalarda bir yerde yaratmış da olabilir. Beni fenotip (basenlerim hariç) özelliklerim açısından daha çok babaya benzetiyorlar yoksa herşeyden şüphe duyduğum gibi piç olduğumdan da şüphe duyabilirdim ( Nereye gidiyor bu yazı bilmiyorum, annem okumayacağı için içim rahat ). Hem niye etmeyeyim, analı-babalı piçlik daha beterdir.

Belki babam öldükten sonra evlenmedi annem ama aklı hep o hukuk okuyan eski yarinde kaldı. Belki geri dönebilse en son tercihi bile olmazdı bizim peder. Peder bey de sütten çıkma ak kaşık değilmiş. Hiç gelmesem mi ona? Girdik bir kere. Onun da evlenmeden önce bir yari var imiş. Ailesi etnik farklılık nedeniyle istememiş, bizimki karadenizli (rum-türk karışığı birşeydir muhtemelen, malum ülkemizde saf türk yoktur) Kız da abhaza ya da çerkez imiş. Dışarıya kapalıdır onlar, kız alıp vermezler pek. Ama peder beyle bir münasebeti olmuş sonra da apar topar evlendirilmiş. Bizimki de üstünde otorite kurabileceği, abhazlar içinde yetişmiş ilk körpe ceylana doğru yol almış... Körpe de denemez gerçi, 23 yaş o zamanda "evde kalmış" demek için yeterliydi.

Bir ayıyla, anne-baba sevgisi görmemiş, gururlu, çekingen bir kızın evlendiğini düşünün. Zor bir evlilik olurdu. Olmuş da. Bir kere dahi iyi bir şey anlattığını bilmem kocası hakkında. A pardon! Bazen bizden bıkınca "babanız bile böyle değildi" der...

Eğitimli bir kadın değil demiştim dimi. Baba, anneye görece daha iyi bu konuda. İyi dediğim de orta-öğretim işte. Hem böyle insanları yüksek enstitülere de yollasan eşeklik baki kalır. Makam-mevki düşkünü, geleneksel, asabi, otoriteye bağlı ve otoriter(gücü yettiğine tabi -ki çevresindeki her mevkiden insana da dişi geçirirdi)bir adam işte. Anne ise köyde doğmuş; ağaçların, kuzuların, ineklerin, uçsuz tarlaların içinden çıkıp gelmiş bir heidi. Gerçi bizimki bencil ve karamsar bir heidi idi. Heidi de abartı zaten, öksüz-yetim çocuk prototipi çok farklıdır. Çocukluğu ağaç tepelerinde, yaylalarda binbir çeşit mahlukat ile bir-arada geçmiş  özgür ruhlu bir kadını, "Onu yapma, bunu yapma" diyen muhafazakar, soğuk, sinirli biriyle sınıyordu hayat. Babanın statükoculuğu sökmüyordu tabi, ilk büyük kavgada, gecenin kaçı olduğuna bakmadan, elinde çocukla teyzesinin küçük kabasına yol alıyordu kadın. 60'ların sonlarında onca kargaşaya rağmen ortalık daha bir güvenliydi sanırım. Ne bileyim insanlar ideolojik mevzularla enerjilerini boşaltıken sapkın davranışlara zamanları kalmıyordu heralde. Bu bohem başına buyruk ruhu bildim bileli sürdü. Kapılarda çingenelerle konuşur. Herkesin dışladığı hafifmeşrep komşulara güleryüz gösterirdi. Peder beyin tam tersine, onun için   türk- kürt-ateist-teist-komünist-eşcinsel-dinci-zengin-fakir hiç farketmezdi. Herkes insandı. Herkesi allah yarattı. Her cahil, iyi niyetli ,duygusal kadın-erkek gibi o da bir tek iyi-kötü-kibirli ayrımı yapardı. Bazen abimin ateist-deist söylemlerine, önce içi ürperir sonra "O da öyle işte" derdi. Evdeki ateşli ideolojik tartışmaları, "herkesin görüşü kendine, bitirin kavgayı, rezil olduk mahalleye" diyip yatıştırmaya çalışırdı. Tercihleri yüzünden kimseyi gözden çıkarmazdı. İnsandı ya herkes. Bu kadın köyde yetişmiş, eğitimsiz, kendince dindar bir kadın.

Dindarlığına hiç gelmesem mi? "Bir adama üç kadın" fetvalarını duydu mu zıvanadan çıkardı. "Anne sus dinden çıkıyon" diye alaya aldığımızda, daha beterini yapar, en marksist-feministlerden hallice verip-veriştirirdi. Eşit olmalıydı insanlar, adama üçse kadına da üç koca olmalıydı ona göre. İçinde kalmış heralde yavrumun. Eskiden böyle değildi ki, peder beyle açmış gözünü onla kapamış. Gerçi eskiden de biraz öyleymiş, misal ananem kaç koca eskitmiş, çoğu ayrılma (4 diyordu kendi ama bir rivayete göre sayılamayacak kadar fazla :) ) da girmeyeyim oralara hiç.

Böyle işte. Babanın cahil itaat-otorite- statü düşkünlüğü karşısında,  annenin  cahil anarşik-eşitlikçi-bohem tavrı... Ve geleneksel bir çevrede ziyan edilmiş bir ömür. Bu yüzden o gözler hep uzaklara dalar giderdi. İsterdim ara sıra takılıp kalsın karşısındakine, ara sıra söylediğime tepki versin. Zorlardı bazen, kızardım çünkü, bu kadar bencil olunmazdı çünkü. O da böyleydi işte n'apıcan.

Tanıdığım bütün insanları  az-çok düşünürüm, o düşünceliliklerini tek güne sığdıranlardan daha çok düşünürüm. Doğum günü (herkesin var) hariç hiçbir günü kutlamam aslında, onu da hatırlarsam.




23 yorum:

  1. Neyse, en azından yalnız değilmişim.
    tuhaf bir şey bu. sadece anne de değil, babaya karşı da öyle. çok sorgularım kendimi, hem de çok. niye gösteremeyiz ki böyle sevgimizi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve muhtemelen herkese karşı da böyle oluyor ve olacaktır. N'apalım biz de böyle işte :)

      Sil
  2. Anneler günü dahil olmak üzere, hatta başta olmak üzere, şu sıralar bu ülkede hiçbir özel güne özel bir anlam yükleyemiyorum. Aksine kederleniyorum, dertleniyorum. Çaresiz, mutsuz bırakılan insanlar geliyor aklıma. Haliyle bütün o vıcık vıcık sosyal mesajların da 5 para ederi olmuyor nezdimde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hani bataklığın üstünü kapatırsın güzelce, güvenilir bir alanmış gibi dalar insanlar, bu günler de böyle işte, "Yeni yıl gelir umutlarla" derler hiçbir şey değişmez, sadece yılın kılıfı değişir aynı boklu dereye batarız. 364 gün hakaret edilir, küçümsenir;bir günde kadın olur, anne olur, emekçi olur insan.

      Sil
  3. Bizim Sidikli`de hiç kutlamaz. Saçmalık bunlar der geçer. Ben severim anne ve babalar gününü ya.
    Gerçi bende unutmazsam kutluyorum. Annemse deli önem verir. Misal bugün unuttum küstü bana :D

    YanıtlaSil
  4. Ben de Çerkesim ve hikayenin o kısmına takıldım :( Hala da dışa kapalıdırlar kız almak istemezler haliyle kız da vermek istemezler :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  5. "Bu yüzden o gözler hep uzaklara dalar giderdi. İsterdim ara sıra takılıp kalsın karşısındakine, ara sıra söylediğime tepki versin. Zorlardı bazen, kızardım çünkü, bu kadar bencil olunmazdı çünkü. "hiçbir benzerlik taşımamasına rağmen bu aynı benim annem, ve bunun bıraktığı hissin hiçbir özrü bahanesi olamaz, bencillik düpedüz:(

    Ve hiçbir kutlamayaı sevmem.. özellikle bayramları.

    YanıtlaSil
  6. Witch,

    Nerdeyse annem benimkini kutlayacakmış, Blogu yazdıktan sonra aradı konuştuk"dikkat ediyon mu yemene içmene dikkat et" falan dedi ameliyatta ya aklı,ben de geçiştirdim burada size anlattığım gibi anlatamıyorum haliyle bencil, mencil anne sonuçta içine dert olur mazallah.bloglarda bu yüzden değil mi zaten içine at at nereye kadar? ve kutlamadım gene, bahse girerim umrunda bile değildir. kutlasaydım da kibarca "anneler günü olduk hep" derdi,fidan ve ben gibi yamukluklara sitem edercesine :)



    Dilekçe,

    Ya aslında zamanında siyasal zulümler görmüş, baskılara maruz kalmış her etnik kültürde var bu. En barizi yahudilerde olmakla beraber balkan göçmenlerinde de çokça görülüyor. Bu, asimile politikalarına karşı yerleşmiş bir çeşit savunma, kendi kültürünü diğer kültürlere karşı koruma amaçlıdır aslında ama genellikle kibirlilik, başka halkları beğenmemek ve ırkçılık olarak algılanır ki, eh zaten farklılıklarımızın özünde bu yok mu? Sen öyle surat asınca "acaba bu konuda bir yarası mı var bu kızın?" dedim, inşallah yoktur. :)



    İpekBöceği,

    Bahane olamaz da, n'apıcan onlar da öyle işte. Kabul edip bağrımıza basmayıp evren paşa gibi asalım mı? :)
    Kabul etmeye bak erkenden yoksa en büyük zararı kendine oluyor insanın...

    YanıtlaSil
  7. Ben de oraya takıldım Dilekcim ve bunca söylenecek şey varken oraya takılmaktan utandım :)
    annemle aramızdaki tüm problemlerin temelinde Çerkesliğin baskıcılığı -o nedemekse- olduğunu düşünmüşümdür hep.. elalem bizden hep önce gelirdi onun için, bizim için de elalemin önce gelmesini beklerdi. misal: "bana niye çiçek alıyorsunuz, komşu x teyzenizin çocuğu yanında değil, ona alsaydınız ya" gibi ilginç cümleler kurardı, dizerdi boğazıma yumru yumru..
    şimdi torun torba sahibi olunca baya bir düzeldi :) sevmiyorum böyle zorlama günleri ama ne derse desin beklediğini, mutlu olduğunu hissediyorum..
    (ayşe)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öbür yorumunla o kadar mutlu oldum ki neredeyse bunu ihmal ediyordum.

      Seninkini bilmiyorum tam olarak ama geleneksel annelerde bu tarz modern oluşumlara çabuk ayak uyduramama nedenli bir tepki geliştirme olabilir diyorum ben. Bir de benim annem sevgisini öyle sarılarak öperek gösteremezdi hiç. Hasta olduğumda üzerime titrerdi ama bir saçını okşayayım şu kızın demezdi. Bayramlarda bile kutlamayı unuturum gecikirim, bazen sarıldığımda o garip duyguyla bunalırım. Almadığı bir şeyi vermesini bekleyemezsin ki bir insandan :)

      Sil
    2. bundan 5-6 sene öncesine kadar annemle korkunç bi ilişkimiz vardı. sarılmak, öpmek, görmek istemezdim..
      ilginç bi deneyim yaşadım:HİPNOZ.. 5 seanslık hipnoz terapisinde benim o yaşıma dek yaşadığım bütün problemlerin temelinde annem çıktı....
      ama hipnozla annemi anladım, onun da sıkıntılarını bizzat yaşadım, onu beyaz bi odaya koyup hesaplaştım ve onu affettim!
      anne karnındayken, annemin abini dövmesine döndüm desem inanır mısın?
      ondan sonra ona karşı o kadar sevgi dolu ve affedici oldum ki kendim bile hayret ediyorum..
      ben değiştikçe o da değişti ve durumumuz normalleşmeye başladı..
      müthiş bir deneyim bi göz atmak ister misin :)
      hocam bu:
      http://www.bulenturan.net/?SyfNmb=1&pt=Anasayfa
      bülent uran'ın "geçmişin hipnozunu bozmak" kitabı benim hayatımı değiştirdi..
      belki malum problemlere de çözüm olur. belki değil kesin olur. en azından benim panikatağım son buldu :)

      Sil
  8. Ben seni sevdim, senin bloğun kahveyle bir ilgisi var. Kabızlık yapar, ıkıntını artırır :) Öyleyse bana bekleriiiiim :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eminim tanısam ben de seni sevebilirim. :)

      İlgisi var fakat kabızlık yapma olayı hurafeymiş.
      Yıllarca çay-kahve içemedim bu yüzden. Sadece kokusunu çekebildim içime ki en sevdiğim kokulardandır çay ve kahve kokuları.Yaşadığım şehirde eski kapalı bir çarşı var, kahve satan dükkanlar çoktur orada. Girdiğinde buram buram kahve kokusu çarpar yüzüne. Sırf hasret gidereyim diye alışveriş yapmayacaksam da girerdim oraya, boylu boyunca yürürdüm.
      Ameliyattan sonra içebiliyorum artık çikolatalarla keklerle kurabiyelerle beraber ve kabız(dışkı normal ve normale yakın çıkıyor) olmuyorum. Ikınma sebib farklı bende...

      Sil
  9. Sendeki ıkınma ondan bundan değil, ruhsal anladım ben... :) Aman hayat ıkınmadan ibaret zaten be canım boşver. Baya bi zorlanmaya geldik biz buraya. O rahatlık hayalleri çooook zaman sonra hele.
    Şişşşşt!... Kimseye söyleme, yaşıtımsın akranımsın bu arada... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemiyorum.... 33 yaşında olduğunu başkalarına da söyleyebilirim belki :)
      Hem niye saklayayım ayol, hayatımızın baharındayız henüz. Bizim ailenin kadınları uzun yaşardı 80-90-+90 falan...hesaba vurursam daha üçte biri anca gitti :)
      Anlamıyorum bu kadınlardaki yaş kompleksini...Gerçi benim abimde de vardı. Adam o kadar kompleks yapıyordu ki, benim evde icat çıkarıp herkese ismiyle hitap etmeme bile ses çıkarmıyordu. Hatta sanıyorum böylelikle yaşı küçülmüş gibi geliyordu ve hoşuna gidiyordu. Abla da bir garipti gerçi, hatun 30'unda "ben her daim 20'yim" derdi. 40'ına geldiğinde ve zamanın izlerini saklayamadığında kabullendi gerçek yaşını. Naparsın, olgunlaşmak beyaz saçla, yüzdeki çizgiyle değil de bunları kabulllenmeyle başlıyor :)
      Sen alınma, espri yaptığının farkındayım

      Evet, hayat bir ıkınma zaten de sanırım benimki KDV li :)

      Sil
  10. Yanıtlar
    1. ıkınma sendromu değil ama bir gün sen beni öldürcen gari... :)))))))))))))))))))

      Sil
  11. anne babanın evliliği de tam bir türk prototip evliliği değil mi. baban tam bir klişe de annen ilginç olan. daha çok yazsana onları. sen annene çekmişsin ruh ve karakter olarak. de miiiiii :) bak herşeye rağmen güzel bi eser ortaya çıkarmışlar. :) abin de öledir herhalde. bak işte böyle bir anne baba karışımı insanı sosyolog filozof yapar işte :))) görünce onları özellikle anneni bi sarılıp öp benim için taam mı ama unutmaa :)

    YanıtlaSil
  12. anne babanın evliliği de tam bir türk prototip evliliği değil mi. baban tam bir klişe de annen ilginç olan. daha çok yazsana onları. sen annene çekmişsin ruh ve karakter olarak. de miiiiii :) bak herşeye rağmen güzel bi eser ortaya çıkarmışlar. :) abin de öledir herhalde. bak işte böyle bir anne baba karışımı insanı sosyolog filozof yapar işte :))) görünce onları özellikle anneni bi sarılıp öp benim için taam mı ama unutmaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. E tabi ben herşeye rağmen iyi bir eser olabilirim de, diğer kardeşler ıhhh :)

      Sil
  13. Ne hoş , ne de samimi bir dille anlatmışşınız. Sevgiler..

    YanıtlaSil