8 Mart 2015 Pazar

HIRSUTİZM

"Kadın Olmak"

Kahin üç vakte kadar sana ferah günler görünüyor dediydi.  Meali : tam yara iyileşmesi ancak ikibuçuk-üç ayda gerçekleşecek. İki ay geçti gitti ve ben hala tuvaletle barışamadım.Götümle demeliydim. Ameliyat gününden beri dışkım ideal tipte, karın ağrılarım azaldı fakat acı gün geçtikçe artıyor sanki. İki ayda geçmeyen acı üç ayda mı geçecek? "Bir iyi, bir kötü haber" dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Yani hep bir eksiklik... Hayatıma hükmeden o yarımlık yine geldi beni buldu.

"Mükemmel olan şey gelişimi durdurur." Ulaşılacak daha iyisi için; alay, hiciv, eleştri, ne varsa kullanmak caizdir ya. Şimdi yarım götünü hangi eleştiri tekniğiyle geliştireceksin? Yoksa her zamanki gibi hastalıkların insanın gelişimine kattığı artı özelliklerden mi dem vuracaksın? O kapıyla yüzleştiğinde boğuluyor gibi hissetmelerinin dermanını nerede bulacaksın?. Son şansını da kullandın. Halbuki 4 yıl önce o adamı dinleseydin bu kadar zorlamayıp akışına bıraksaydın...Yarım akıllı yarım bir kadın olmazdın şimdi.

Sene 2011 ya da 2012...
Labaratuar bölümünde beklerken yanıma kocaman bir adam oturmuştu. Şişman ve saçları beyazlamış bir adam. Yanakları kılcal damar genişlemesi nedenli kırmızıya dönük. Burnunun üzerinde yaralar var, ellerinde ve ayaklarında da... Herkese laf yetiştiriyor gülüyor, konuşuyor.
"...-Yoksa ben mefta olmuştum. Moral beni ayakta tutuyor" dedi. İkimiz de karşımızda söylenip duran yaşlı kadına bakıyorduk. Daha önce de görmüştüm onu. O zaman da şikayet ediyordu. Aslında her gün aynaya baktığımda tekrar tekrar bu yaşlı kadını görüyordum. Adamı ise ilk ve son görüşümdü.
"-Ya öyle işte kızım, hiçbir şeyi kafaya takmayacaksın! Dünya yansa bir kalbur samanın yanmayacak, ben neler gördüm geçirdim" diyordu. Söyledikleri işe yaramazdı da bakışı, gülüşü dünyalar kadardı. İçimde güneş açtı, iyi bir şeyler olacakmış gibi bir cıvıltı yankılandı, ona bakıp gülümsedim. Gülmek bana hiç yakışmazdı, az bir şey sırıtırdım o yüzden. O yanıma oturduğundan beri hep gülümsüyordu ve çok hoş görünüyordu böyle... Acaba  O da bu adam gibi şeker hastalığıyla yaşamayı öğrenebilir miydi? Beni bu adam kadar düşünmüş müydü hiç?Benim için sevdiği yemekleri ve hayat tarzını feda eder miydi?

O konuşurken hep burnuna bakıyordum, kocamandı burnu, elleri de kocamandı sanki içine aldığı herşey bir ömür güvende olurdu bu yaralı ellerin.Y aşlı kadın hala söyleniyordu. Hali tavrı da, yaşlı adama "Konuş sen konuş, ne çektiğimi bi ben bilirim" der gibiydi. Tahlil için sıraları gelince gittiler. Ben karın ağrıları ve mide bulanmalarıyla uykulu-uyuşuk halde az daha bekledim.
Şeker normal,
PRL düşüğe yakın normal
GH ,Testesteron yüksek...
...
...

Otobüste yanımda oturan 20lerindeki genç adamın  koluyla kendi kolum arasındaki farkı gördüğüm an "git kıllarına çözüm ara" dediğim andı. Niye kısa kollu giydiysem sanki, saklayacak yer de yok, kollarımın içini çevirip "duaya amin deme pozisyonu" alabildim ancak. İç tarafta hiç bir şey yoktu. Açmışken bir de Ayetel Kürsi okuyup dua etmeye koyuldum. 
"-Tanrım beni bu kıllardan, iki yüzlü bencil kullardan, göt ve sıçma dertlerimden, sivilcelerden selülitlerden, sarkmalardan çatlaklardan,  burnumu boktan çıkarmayan meraklı huyumdan, anksiyetemden amnezilerden kurtar yarabbi!"
Cevap: Ver allah'ım ver!Gene mi sen? 
"-Gelende kabahat!"
Cevat: Dur hele hemen gurur yapma. İki yolu var kurtuluşun. Biri intihar ki hiç tasvip etmem, külliyen yüzümüü göremezsein. Diğeri:Önce o Stirner denen iti kafandan at, sonra nefsini körelt, sabretmeyi öğren, Bu kaynaklara çalış: Gazali, Farabi, Muhyiddin İbn-i Arabi  bir kaç "i"  bitişli ulema daha var.
"-Gazali tamam da Arabi'ye kötü yolda diyorlar. Panteist  ya hani o bakımdan."
 Cevap: Bakma sen onlara, onların ahvatı değil midir iki ciciş görüp... Ecnebiler bile almış incelemiş kendi felsefelerine angaje etmiş, aydınlanmış. Mürekkep yalamışsın okumuşsun sen bunları. teoriden  praxise geç artık.
"-Böyle, Kapitali bile okumamış solcu ergenler gibi konuşunca soğuyorum senden"
Cevap:Yıkıl bre deyyus!

Peki... 
Yepyeni biri olabilirdim, sabreder, şikayet etmezsem, Kocaman Adamın dediği gibi morali de yüksek tutarsam sağlık sorunlarım düzelebilirdi. Düzelmezse de onlarla yaşamayı öğrenebilirdim. Attığım bilmem kaçıncı adım olacaktı, olsun. Bir çatlaklar kalıyor onun için de california bronzluğu veren bacak makyajları çıktı zaten. Hem Stirner'in ne hayrını gördüm ki... 

Biraz zaman geçince... Kolumu balona çeviren hemşire, otobüsün kapısına sıkışmama neden olan otobüs şöförü, bitkilerimi öldürmeye teşebbüs eden annem ve kedileri, ve 10 yıllık arkadaşlığımız boyunca her sıkıntısında yanında olduğum kişinin bazı nedenlerle (görüş ayrılığı başka arkadaşların fitneleri vs) arkadaşlığmızı baltalaması. Anladım ki "Bir avuç güç dünya kadar haktan evladır"

Kıllar evet... Kadın gibi hissedemememin önündeki en büyük engel. Neyseki ilk çağ erkeğine dönüş gerçekleşiyor ve katlanamadığım traşlı erkek sayısı gün be gün azalıyor. 

Bu insan evladıyla yan yana gelsem kadınsı özellikler bakımından 10 tur atardı bana





Halbuki bu insan evladının yanında ben bile. ben bile yani ne diyim..



İyi ki varsın Tarih öncesi insan. Tarih öncesi  dediğim gene Neandertalleri kapsıyor galiba.  :)

 

Bahse girerim Neandertaller daha sağlıklı bir insan türü geliştirebilirdi, eğer Homo Sapiens'e yenik düşüp tarih sahnesinden silinmeseydi.  O "bir avuç güç" ile dünyanın anasını belliyor bu traşlı, takım elbiseli ....!

Kıllar evet....

 Sülalemdeki bütün kötü kodlar bende toplanmış gibi 1.80 boyundaki uzun bacaklı, fingirdek halamdan ala ala kıllılığını aldım; Cillop gibi, 50lerinde bile anca bir kaç kıl görünmeye başlayan annemden, basenlerini, selülitlerini, güdük boyunu; 70'inde bile bacakları taş gibi olan Ananemden cilt kusurları ve benleri; Yeşil-ela arası gözleri olan dayımdan çıkıntılı erkeksi yüz hatları; Sanıyorum babamdan da memeleri aldım.  Tam bir kodlama hatasıyım. Tanrı Adriana Lima'yı yarattıktan sonra ona bakarken üzerimde fazla çalışamamış olabilir. 



Neyse onca kılın azmettiricisini bulduk, Diane35'e başladık.  Eczaneden binbir sıkıntıyla aldığım bu ilacı her içişimde Prenses Diana'yı düşünürdüm. Oral kontraseptif kullanmak yanlış bir şeymiş gibi de her seferinde  "Poli kist over için de aynı şekilde mi kullanılıyor" şeklinde açıklama yapardım eczacılara. Soru değildi, doktor "5. gün başlayıp kutu bitene kadar kullanacaksın" demişti zaten. Eczacılar, sağlık merkezindeki hemşirelere ve doktorlara göre daha aşmıştı aslında. Bir hemşire "Niye kullanıyorsun bunu evli misin?" demişti de neler söylemek isteyip söyleyememiştim. 
Kadınlar korunmasın
Kadınlar hamile kalsın
Kadınlar kürtaj yaptırmasın
Kadınlar o çocukları doğursun ki kocaman bir tüketici kitlesi (pazar diyorlar) ve ucuz işgücü sağlasın size. 

Ona bunları söylemeyecektim. Niye söyleyeyim, götüm yese, az daha bencil olsam ben bile doğururdum. O rüyadaki, o hissi hiç kimseye beslemediğimi düşününce... Hormon preparatı kullanmak annelik duygularımı geliştirmişti maalesef. Ne zaman bir bebek, çocuk görsem duygulanır oldum. Kıllarda çok az gerileme olmuş, akne ve sivilceler baya bir azalmış, İzleri de yanıma kar kalmıştı. 

 Kültür denen zımbırtının bütün coğrafyalarda kadını yarımlaştırdığı bir dünyada koy götüne diyorum da, dönüyor dolaşıyor benimkine giriyor.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder