4 Şubat 2015 Çarşamba

3.GÜN

 "Sağlık

Üçüncü gün olduğunda hala kaka yapamamıştım. İçimde bir huzursuzluk vardı.  Doktorumu arayamıyorum; ablam olacak insan, panik atağımı söylediğinden beri doktorum, "Panik yapma ıkıntı, bana güven!" diyip, hüsnü kuruntulu biri gibi hissetmeme neden oluyordu. Kıçımda her an patlayacak bir bomba var  gibi hissediyordum.
Bugün iğne günüydü. Biraz yürüyeyim de bağırsaklarım çalışsın diye, yakınlardaki Aile Sağlığı Merkezinde iğne olmaya karar verdim. F ile gttik iğne odasına girdik. Bu ülkede bilinçsiz iğne yapanlar yüzünden sakat kalan ve ölen insanları düşündüm. Kadının rahatlığı, ancak normal bir insan kadar kaygı duyacak seviyeye düşürdü korkularımı. Ampulu aldı, kırdı.
"-Bu ne? İlk kez görüyorum" dedi. Kan pıhtılaştırıcı dedik, korkularım yine maksimuma çıktı. F'ye baktım. O da kaygılandı.
"-Damardan yapılıyor bu, kalçadan yazılmış, doktora sorayım bi" dedi çıktı. Söylenmeye başladım. Doktor da kararsız kalınca Bilge Filozofu(Proktoloğum) aradım. Onay çıktı. İğne odasına dönerken Kadın:
"-Reçete beni kurtarır" dedi. Kafama bir şarjör mermi boşaltsaydı daha iyiydi. Bu coğrafyada herkes götünü kurtarma derdindedir. İnsanın değeri yoktur. Bu insanların vicdan yerine ne taşıdığını görmek isterdim doğrusu. İçimden bir ses "-Sen doktoruna güven" diyor; Diğer bir ses "-Neden?"... İğne kalçama girince hepsi sustu. Eli hafifti. Ne demiştim: İşini iyi yapan herkese saygı duyarım. Kadın, aramızda 7 yaş olan F'ye "-Annesi misiniz? Zaten ürkek, siz böyle yapınca daha çok korkuyor" dedi. Her kadının bozulabileceği gibi F bozuldu. Ben de bozuldum. F'yi yaşlı beni de çocuk gibi hissettirdi yelloz. Sanıyorum onun saçlarıydı buna neden, daha o yaşta saçında bir tane siyah tel yoktu, kar gibi bembeyazdı. Boyanın altından çıkan yarım santim beyazlık seyrek olan saçını iyece seyrekleştiriyordu. Erkeklere karizma katan şey kadınlara hiçbir şey katmıyordu genelde. Erkeklerin saçlarını boyaması ne kadar  itici ve anormalse, kadınların boyamaması o kadar iticiydi. Benim içinse beyaz saç iki cinste de güven verici ve sempatik bir unsurdu. F'yi sempatik yapacak başka bir sürü özelliği de vardı. Mesela "Psikiyatri" diyemiyordu ve daha bir sürü kelime; En son benim bile zor söylediğim "Fenomenoloji" dedirtmeye çalıştım zar zor başardı. Bu durumuyla dalga geçebiliyordu kompleksizce. Komik gelmiyordu da kendiyle dalga geçişine gülüyordum. Bu hali gerçekten çok hoştu.

Eve gittik.Otuz dakikalık yürüyüş bile kakamı getirmemişti. O günlerde çıkaracağım bok elmastan daha kıymetliydi. Ablam akşam gelir gelmez ilk onu soruyordu, F ise tuvaletten çıkınca...On tane LPG'li aracı on kilometre yürütecek gaz çıkardım da bir gram bok yoktu.

Durumumun Özeti
Bir sürü yemek yiyor ,bir sürü keten tohumu içiyorum, Doktoru ara diyorlar, elim gitmiyor. Öyle kızgındım ki. Hani vaatlerin doktorr? Duş perdelerine gelesin doktor? Ameliyat ettiğin bütün basurlu popolar kabuslarına dalsın doktor! ve daha nice hürmetli söz... "Kabız olacak gibi yiyeceksin ama kabız olmayacaksın" dediydi.Yediklerim birikiyor nasıl çıkacak bunlar doktorrr? hata bende.Güvenmeyecektim.

Sağlık sektörü başlı başına muamma: Kamu özensiz, ideolojik ve dayatmacı, Özel hastaneler ve doktorların çelişkisi ise insanlar hastalandıkça para kazanıyor olmaları...O kadar doktor gördüm ve şuna kanaat getirdim: Bu ülkede bir sürü Dr.House, Dr Grey, Dr.Watson çıkardı da bir tane  hassas-özverili Dr.Shephard çıkmazdı.Üstelik Türkiye'de yapılan sosyolojik bir araştırma sağlık sektörü çalışanlarının kadın hastalara daha ilgisiz olduğu yönündeydi. Ataerkil toplumun getirileri hep bunlar.

Dış mihraklara saldırılarım bitince oku kendime çeviriyorum. Bu kadar pimpirikli olmasam her şey farklı olabilirdi. Ameliyatta uflayıp puflamasam doktor daha iyi bir ameliyat gerçekleştirirdi. Kesin sızlanmalarım yüzünden doktorun dikkati dağıldı yanlış bir şey yaptı; Endişelenmeyeyim diye de sempatikçe gülerek "İyi geçti" dedi. Başka bir izahı yok, karnım patlayacak halde şiş ve hiçbir gelme hissi yok. Ödediğimiz vergiler gibi, nereye gidiyordu bu boklar? Barsaklarım mideme kadar doldu.




Nerde yanlış yapıyorum bilmiyorum.Yapılması gerekenler, uyarılar tavsiyeler....Hepsini yapıyorum yine de bir bok yok. Bunları düşündükçe daha bir kuruluyorum. Sıçana kadar kafamdan çık doktor yoksa elimden bi kaza çıkacak deyu hürmetlerimi sunup sepetledim sonunda.

Olası ciddi bir kanamada n'aparım diye planlamaya giriştim, acile gitmem çünkü. Evdeki gazı açsam acısız bir ölüm? Olmaz, başım dönünce paniklerdim ben. Ağrıkesicileri içsem kodein içeriyor, keyifli bir ölüm? Olmaz rahatlayınca acile koşarım ben, rezalet! Bıçakla bilek de kesemem çok arabesk, iğğğ! Altıncı kata çıksam aşağı atlasam da bir tane sağlam organ kalmaz bağış için. Aynaya bakıyorum 20 yaş eklenmiş yaşıma. Gözlerim mosmor, cildim masmat. Günde 6-7 kere işiyorum, her seferinde bir umut diyorum, gene yok.

Üç yıl ÖSS'ye girip de istediğim bölümü kazanamamak gibi bir şeydi bu. Bütün çabalarımın boşa gideceğini düşündükçe yine doktora sövüyorum. Zaten verdiği 13 maddelik uyarılar listesinden anlamalıydım uğursuzluğu. Bir madde ekle 14 olsun! Mesela "Sabahki kadın programları kuşağını yüksek risk taşıyan ilk 10 gün boyunca izlemeyin" gibi. Ben TV izlemem gerçi... of yarabbi!

Annemin telefondaki gereksiz ağlaklıkları, Ablamın şapşallıkları(1. gün yatağıma yatarken üstümü örtmek bahanesiyle eline gözüme sokuyordu), F'nin umursamazlıkları
Bu riskli 10 gün nasıl geçecekti?

Tek istediğim popom ve kendim için biraz huzurdu...

1 yorum:

  1. kabızlığa çarelerden bir kaç tanesi (stresten uzak durmak,bol su içmek,bol lifli gıdalar tüketmek,uzun süre ayakta durmamak ve oturmamak ve ara sıra yürüyüş yapmaktır..) geçmiş olsun..

    YanıtlaSil