26 Ocak 2015 Pazartesi

İLK ADIMA DOĞRU (10 OCAK)

9 Ocak için aldığım proktoloji randevusunu, adet düzensizliğim (4 temel sorunumdan birinin müsebibi) nedeniyle 12 Ocak'a ertelemiştim. 10 Ocak'da da 4 sorunumdan birinin (Hırsiutizm:Aşırı kıllanma) muayeneye engel olmaması için ağdacının yolunu tuttum.

Kapıdan girdim şükürler olsun ki salon boştu. Nedense buralardaki kokoş kadınların bakışlarına tahammül edemiyordum. Salon boştu ama ilk ağda yaptırdığım kişi olan "Ü" yoktu. salonun sahibi olan kadın "Aman ne olacak  alalım iki dakkada be yavrum" dedi yapmacık bir şefkatle. Nasıl olurdu? İlk defa ağda yaptıracağım bir bölgeyi, en azından bacaklarımı görmüş birine aldırmalıydım. Fakat yarın kapalıydı salonve benim pazartesiye randevum vardı, çaresiz kabul ettim. Hem belki böylece utanma duygularımda bir gerileme olurdu.

Kabine geçtim., hazırlandım. Çok gergindim;kadın yıllanmış uzmanlığıyla gerginliğimi alabilmek için çıplaklığıma adeta kayıtsızdı. Yine de onda beni rahatsız eden bir şeyler vardı. Ezik bir sesle durumumu anlatmaya başladım. Beni rahat ettirmek için elinden geleni yaptı. Özel bölgeye geldiğinde, birden geçirdiği hemoroid operasyonundan, yıllar boyu neler çektiğinden bahsetti. Gerginliğime acı da eklenince titremeye başladım. Yine titrek düşüncelerle "tanrım neden ben?" "Dahası neden bu bölge?" diye söylendim. Hala titriyordum. "Soğuk mu?" dedi. "-Hayır acıdan heral..dd..e..". "-Ah yavrum sinirlerin boşaldı...".dedi.
 Hakikaten de öyleydi. Oysa geçmişte bu acının kat be kat fazlasını saatlerce tek başıma çektiğim olmuştu. Bu arada iyice meraklanmıştım, kadının hemoroidi üzerine sorular sormaya başladım. Kimbilir, eğer aynı sorunu yaşıyorsak onun doktoru bana çare olabilirdi. Fakat onda sadece hemoroid olduğunu, aile boyu genetik bir durum olduğunu; doktorunun yaptığı ameliyatsız(ip ve jilet kullanılarak yapılan) bir işlemden sonra, üstünden dört yıl geçmesine rağmen nüksetmediğini öğrendiğimde benim çözümümün onda olmadığını anladım.

Kadın işin uzmanıydı ama yaptığı işteki özensizlik her halinden belliydi. Üstelik vıcık vıcık yapmacık bir şefkat hakimdi hareketlerine. Bu hareketler beş yaşında bir kız çocuğu gibi hissettiriyordu beni. Ü geldi aklıma: herşeyi kararınca olan, naif, ağırbaşlı bir kadın. Hani söylenmek istenilenden fazlasını sormayan, sıkmayan insanlar vardır, onlardan işte...Bense bahtsız bedeviliğimle stv'nin ajita dizilerinden fırlamış bu kadına düştüm

 Durumu dramatize edip yumuşak  bir sesle iyi dileklerini sunuyor dua edeceğini söylüyor...Sonra birden "Günahlarımızın kefareti olsun bunlar..." dedi. O an ağlamak istedim. Ne günahı be kadın!? Ben bunu hakedecek bir günah işlemedim! Ne kimseyi sömürdüm, ne çıkarlarımın/arzularımın kölesi oldum.Okumaktan öğrenmekten başka günahım yok benim! Tamam, kabul ediyorum; ara sıra Stirner'ciğimle dinin ve ahlakın işlevini sorguladığım olmuştur. Bununla birlikte radikal anarşiye meyilli hayat görüşüm teoriden ileri gitmedi, gidemedi. Bunları pratikte uygulayacak göt yoktu bende. Anal seks bile yapmadım ben. Yapmadığım halde böyleyse yaparsam n'olur, düşünmek dahi istemiyordum.
Tek suçum yanlış şekilde sıçmaktı, yani ıkınarak! Ve bu kadın kimbilir kaç aşüfteden edindiği yanlış önyargılarıyla bakmıştı bana muhtemelen. Gerçi görünüşümde aşüfteye benzemiyor değil hani; kuaförüm sağolsun tipsiz kaşarlara benzetmeşti beni, çok fazla açtığı saç rengimle... İşin garibi, son bir yılda anal seks yapan iki kişiyle konuştum ve hiçbirinde bendeki sorunlar yoktu. Ha anal seks sonrası bu durumu yaşayan kişileri de gördüm ne diyim en azından keyfini sürmüşler. Kimseyi yargılamıyorum da  Tanrı varsa, adaleti nerde diye sormaktan kendimi alamıyorum; Bütün ilahi dinlerde anal seks yasaktır. Acıyla gelen bu saçma sapan düşüncelerime siktiri çekiyorum. Kendi götündeki problemleri hallettinde anal seks üzerinden tarısal olanı sorgulamak kaldı. İnsan böyle bir mahluk işte acısı arttıkça saçmalaması da saldırganlığı da artar.
Kadın işini bitirmek üzereyken bu kadar utanmama gerek olmadığına değindi. Ona kalsa ikimizde kadındık ve tıbbi nedenle götüme girecek erkek elinin sayısının haddi hesabı yoktu. Bunu "parmak atmak" tabirini kullanarak dile getirdi. O an kusabilirdim bu kadının cahilliğine. Benim sorunum karşımdakinin cinsiyeti değildi ki. Benim sorunum cinselliğin bu derece tabu olduğu bir coğrafyada, cinselliğin bu derecede tabu olduğu bir bünyeyele sağlık sorunumu çözmeye çalışmak. Hem  "Parmak atmak" nedir yahu. Cinsel imayla yüklenmiş bu sözü tıpta kullanmak niye? Hiç başlamamalıydım bu işe... Gerçi her an vazgeçebilirdim...Yarımyamalak aldığı popomla  hafif bir acı ve uyuşmayla; utanma duyguma eklenen sinir boşalmasından sonra gelen bir rahatlamayla salondan çıktım. Yaklaşık bir ay önce acı, ağrı ve sıçma sorunlarımla girdiğim 33. yaşımı düşündüm. Sahi ben ne ara bu hale geldim?

3 yorum: