21 Ocak 2015 Çarşamba

İLK ADIM (12 Ocak)

Hafif bir lodos esiyor, günlerden pazartesi, sabahın körü ve ben götümün derdine derman için Bursa yollarındayım.
Yanıma kitap aldım, okuyayım diye, böylelikle kafam dağılsın; kulaklığımı da aldım okuyamazsam müzik dinlerim. Bilirim müzik kadar hiçbir şey sakinleştiremez beni, hem kafamdaki fikfiklerle, okuduğum kitabın ırzına geçmenin manası neydi? Dediğim gibi de oldu ya...kitabı bıraktım, kah Vivaldi kah bach eşliğinde yalova'ya kadar geldim. uzunca güzel bir sahil kenarından geçiverdik. İçimde hem umut var hem korku. Hangisi daha baskın çıkar bilemiyorum bu nevrotikliğimle...

Ne kadar kısa sürdü bu yol. Aslında geç bile kalmıştım muayeneye...Bursa'yı bilmediğimden Bursalılar'a sordum gideceğim yeri...hiçbiri bilmiyor; belediye şoförleri bile! Doktorum ulaşım konusunda yardımcı oldu ve ben muayene için doktorun bol aksesuarlı odasındayım artık. Götüm üç buçuk atarken gözüm koca götlü dört fil heykele takıldı, matruşka gibi büyükten küçüğe sıralanmış dört fil. Yıllar önce izlediğim "Fil Adam" filmi geldi aklıma ve bu çağrışım çok manidar olmuştu benim durumumda. Az sonra götüme girecek şeyleri düşünmemeye çalışarak başladım doktora derdimi anlatmaya. O az önce doldurduğum ön bilgilendirme formuna bakıyor  "başka...?" diye soruyor. Anlattım, O da ön tanıyı koyup bilgilendirmeye başladı. Doktorun sitesinde okuduğum teknik bilgiler ve zaten bildiğim bir sürü psikolojik nedeni, eğlenceli sıkmayan hafif argo bir üslupla anlatıyordu. Zaten onu tercih etmemin nedeni olaya psikolojiyi, toplumbilimini ve kendi uzmanlığını birleştiren bütüncül bakışı değil miydi? Yıllarca derman aradığım bu göt sendromuna çözüm, sadece proktoloji alanında olamazdı. Zamandan kazanmak için, kibarca, bunları az çok bildiğimi söyledim benim istediğim tıbbi  anatomik bilgilerdi.. Aslında "sen giderken ben dönüyordum" demeyi de isterdim de oldum olası tıp uzmanlarına sert çıkamıyordum. Bir de öyle bir rahatlığı,  kendine güvenen hali vardı ki, benim gibi güvensiz, kararsız birinin itaat etmemesi için hiçbir neden kalmamıştı.
Doktorun internet sitesiyle tanışmam7 yıl önceydi, bu noktaya gelebilmem ise  8-9 yılımı almıştı. o zamanlar basit bir sayfaydı, zamanla detaylandırmış. Bunu(basit oluşunu) bir bilgisayar tek. ve programcısı olarak söylüyorum. Yine sosyoloji 3. sınıf öğrencisi ve bir sürü kuramsal psikoloji kitabı okuyan biri olarak çok rahatlıkla söyleyebilirim ki bu "basit" sitenin ikna ediciliği tartışılmaz.  Her neyse geldik zurnanın zırt dediği yere...Doktor muayene için kalkacakken; ben korkudan, hatta  az daha zaman kazanayım derdiyle bir şeyler daha sordum, sabırla yanıtladı. Baktım olacak gibi değil "olsun bitsin bari" dedim...Yardımcısı olan hanım hazırlanmam için geldi. sekiz yaşından beri anneme bile göstermediğim çirkin kıçımı ikinci (ilki ağdacım) gören kişi bu hatun olacakmış demek. Bir sürü popo gören, ertesi gün benimkini hatırlamayacak bu insanlar için rutin olan bu olay bende deprem etkisi yarattı. İki utancı birden yaşamak kadar kötü bir şey olamaz diye düşünüyordum o an. İlki çıplak popomun görünmesi, ikincisi sağlık amaçlı bu çıplaklıktan utanmanın saçmalığı için utanmak. Daha kötüsü de varmış...İnsan yaşadıkça daha neler görecek...

Doktor muayeneye başladı. Önce elle(şu parmak atmak tabiri) sonra rektoskopi, sonra kolonoskopi, sonra defekografi...Hepsi zordu, en zoru da götümde dönüp sıçma hissi yaratan kolonoskopiydi...Nerdeyse ağlayacaktım.Yaşadıklarımdan daha mı ağrılıydı?
Fiziksel olarak: hayır...
Psikolojik olarak: ölüyorum sandım

Teşhis :
Rektosel
Anal fissür
Hemoroid
Anal spazm
Bilmem ne prolapsus (muhtemelen yanlış yazdım "barsak sarkması")
Bir de barsak uzaması varmış; bunları tedavi edersek kendilikten düzelebilirmiş.

İlk üçüne hazırlıklıydım, google sağolsun, belirtileri yazıyorsun teşhisi koyuyor. Gerçi ben en kötüsüne hazırlarım kendimi çok panik olmamak adına...Bu da tabi ki kanser türevi hastalıklardı.

Tedavi: Cerrahi

Neden bunlar benim başıma gelmişti sanki? Doktorun dediğine göre "kullanıcı hatası" götü hor kullanmışız... ben "nerede ameliyat olsam" "biraz daha beklesem yaza mı olsam" "biraz daha mı araştırsam"  diye düşünedurayım. Doktor yanlış dışkılama alışkanlıklarımızı anlatmaya koyulmuştu bile... İş uygulamaya gelince, nasıl sıçtığımı gösermemi istedi. "Oha!" dedim içimden ... Ama öyle kararlı bakıyor ki, söylemiştim sanırım otorite ondaydı ve ben itaat etmekle yükümlüydüm. Utana sıkıla çömeldim. "Öyle sıçılır mı!?" dedi, deli-dahi arasında bakan gözlerle. Hah! tamam dedim  "Siz gösterin o zaman nasıl...".Öyle oturduğun yerden beni maymuna çevirmek iyi mi?
Adam koltuğundan fırladı, yere çömeldi  kompleksiz ve rahatça, nasıl doğru sıçılacağına ilişkin bana bilgi veriyor. "Sırt ve baş dik, bacaklar rahat, en önemlisi topuklar yere değecek! Çiş yapıldıktan sonra derin bir nefes alınacak mermiyi namluya verecek kadar hafif bir ıkınma, nefesi boşaltırken o(bok) da boşalacak" 
Şaşkınlıktan ağzım açık bir halde izliyorum. gülmemek için nasıl tutuyorum kendimi...Bir cerraha ait karizma yerle-yeksandı o an. Gel gör ki bütün şüphelerime rağmen bu cerraha ameliyat olmaya kesin karar vermem o olayla gerçekleşti.Oldum olası böyle komplekssiz rahat insanlar hayranlık duyardım ve asla böyle biri olamayacağımı da bilirdim. Uzmanlıktan doğan kibirden böyle insanlardan ise tiksinirdim. Madem her işin bir işlevi var, kimsenin kimseye gözlerini kısarak "sen ne anlarsın ki?" diyerek bakmaya hakkı yoktu. Bu doktorsa, bu hareketiyle seviyeyi eşitlemiş, bazen paranoyaya varan şüpheci ve anksiyeteli tavrımı kırmayı başarmıştı. Gerçekten de o hareketten sonra kendisini daha samimi bulmuş, güvenilebileceğini düşünmüştüm. Ameliyat gününe karar verdikten sonra arayacağımı söyleyerek; Kafamda, ameliyat yöntemine dair bin-bir soru ile oradan ayrıldım...


2 yorum:

  1. Çok geçmiş olsun :) ,

    doktor kadar ilginç bir yazı ile karşılaşmak hoş ve bilgilendirici.

    YanıtlaSil
  2. geçmiş olsun. ilk yazını okudum güleyim mi üzüleyim mi karar veremedim :) ama yine okuycam bu yazını ve sona diğerlerini. bloguma hoşgeldin ayrıca yaptığın yoruma da çok neşelendim yaaa :) proudhon evet ben orda bi kelime oyunu yaptım kendimce marx proudhon gibi yani. :) ikinci üniversite sevindim yaa :) ben de okudum öle şeler :) öğrenme alanlarını pek sevdim ayrıca yakınmış ama sanırım sen sosoyoloji okuduğun için daha yaoğun eğilmişsin :) bak ben de satranç oyuncusuyum bi de hakem ve antrenör :) hayatım kitap müzik sinema üzerine kurulu :) zaten bu üçünü de yazıyom blogumda iştee :) tiyatroda utanırım ben ama sık sık giderim ama favorim değil. resim birinci ilgi alanım ama resim yapmıyorum. blogumda resim yazısı çok ama :) ıkınma kısmını da okucam zamanla artık. mülksüzlere sadece bi bilimkurgu olarak bakıp dört verdim ne olursa olsun önemli kitap yaaa :) görüşürüz kiiiii :)

    YanıtlaSil