28 Ocak 2015 Çarşamba

AMELİYAT GÜNÜ -I-

 (BAŞLAMA NOKTASI 16 OCAK)


 Bursa'ya doğru tekrar yol alıyorum, yanımda ablam içimde bir sürü kaygıyla... Otobüsün en arka koltuğuna düşmüşüz.Hiç sorun değil; böylelikle kimseyi rahatsız etmeden rahatça içimi döküp ablamın kafasını sikebilirdim vesveselerimle...İnsanlar nedense hep ön koltukları seçerlerdi bense herşeyi kontrol edebilmek adına arka planda kalmadı tercih ederdim.Sürekli söyleniyorum,  o dinliyor, biraz da endişeli. Hiç ameliyat tecrübesi geçirmemişti ve bu nedenle durumumu küçümsemiyordu.

İnanılmaz sıkıştım, stresin ve rektoselin de etkisiyle artık çişimi tutamayacak haldeyim. Yalova terminalinde mutlaka bırakmalıyım. "5 dakikalık molada yapar çıkarım ne olacak" dedim gittim. Klozet denk geldi. Şimdi işin yoksa tuvalet kağıdı sermeye çalış; Binbir türlü mikrop vardır buralarda, tevekkeli değil sıçma derdine düşmem(Doktorun "hijyen takıntısı sebebiyle" lafı çınlıyor kulağımda). İkinci deneme başarılıydı, oturdum... Çişimi yapmanın verdiği rahatlamayla tam kalkacağım, o da nesi? Büyüğü de dayandı...Daha dün akşam yaptım kitapsız!.Götüm benle dalga geçercesine "yapmadan kalkmak yok" diyor. Araba kalktı kalkacak. Yahu ben niye ameliyat oluyorum, madem her gün sıçabilecektim bu korkuyu niye çekiyorum? Umurunda değil, diretiyor, başladım yapmaya...Bilinçaltımın bir oyunu olduğundan o kadar emindim ki...Aklı sıra burada oyalatacak, arabayı kaçırtacak. Bir yandan da fişfikliyor: Boşver götünü, cebindeki parayla başka bir şehre bilet al; herşeyi geride bırak ,yepyeni bir hayata başla...Bu göt bana rahat vermez diyorum  acele ile temizlenip(kırklanmak diyelim) çıkıyorum koşarak, bir yandan da pantolonumun fermuarını kapadım mı diye bakıyorum bir kaç kez (hafiften obsesif kompülsüf belirtilerim var)... Nedense çok paniklemedim. tam terminalden çıkacakken yakalıyorum otobüsü. Araca binerken soför sert sert bakıyor "ne var yani sıçmayalım mı" diye bakıyorum,  fakat:
"-Afedersiniz" diyerek oturuyorum. Attım içime bir birikinti daha...Ablam ayakta karşılıyor sinirli bir halde:
"-Nerdesin? Ben mi gidip ameliyat olacam, zar zor beklettim adamı!" diyor.
"-Bekletmeseydin n'apim" dedim...Anladı, üstelemedi fazla...

Doktorun muayenehanesine girdik. Doktor güvenimi sarsacak birşeyler yapsa ben de iptal etsem diye bakınıyorum. Ne mümkün, adamın ifadeleri, bakışları kendinden emin bir halde boşuna endişeleniyorsun diyor...Endişelerimi anlatıyorum, sabırla dinliyor. En sonunda: "Ikıntı kafanda şüphelerin varsa olma ameliyat!" diyor anlayışla...Şimdi olmazsa asla yapamayacaktım...

Hatanedeki odamdayım...310 numaralı oda denk geldi. Be mübarekler bu cenabet numarayı bana düşürmek içün çok mu uğraştınız? Kendimi sakinleştirmek adına Pisagor'a dönüyorum yüzümü..
3= uyum düzen
1=mutlak
0= ?         0 diye bir şey yok yunan felsefesinde; 0/yokluk/ eksiklik, doğuya özgüdür...

Baştan başla!
 3=uyum düzen 10=herşey ondan çıkar, göksel tanrısal ve insana da aittir..
Sorun yok artık, extra kaygılanacak bir şey kalmadı. Götümün nşa'da üçbuçuk atma durumuna dönebilirdim.
Döndüm. Ne demişti doktor: "Tuvalete git bekle gelirse yap gelmezse ben boşaltıp temizleyeceğim". Lavman yapılmayacaktı, ameliyatı olumsuz etkileyebilirdi...Arabada yapmıştım akşam da yapmıştım gelmezdi daha... Odada bir öteye bir beriye dolanıp ablamın kafasını ütülüyorum. Bir yandan da odanın dekorunda geziniyor bakışlarım...On yıl önceydi; ananemin tedavi için yatırıldığı SSK hastanesi geldi aklıma. Odada 3-4 yatak vardı, duşu bırak, tuvaleti dahi yoktu. 3-4 ay sonra da ölmüştü... Gördüğüm 3. özel hastane odasıydı, 3'ü içinde en iyisiydi. Çalışanları da böyleyse sorun yoktu. Hastabakıcı sedye ile geldi. Acaba hastalığımı biliyor muydu? Kesin biliyordur, garip bakıyordu. Önceki tecrübelerimden biliyordum: hemoroid ameliyatı olan arkadaşımdan...Devlet hastanesinde olmuştu iki kere hem de, ikincisinde yanında kalmıştım. Götün; gözden, kalpten farkı neydi de bu kadar baştan savma, ciddiyetsizdiler diye soruyordum kendime. Pansuman eden adamın yüzünün kıpkırmızı olduğunu hatırlıyorum, keza doktoru da pek normal davrandı diyemem... Tıpta utanma olmaz derler. Tıpçılar böyleyken biz utanmışız çok mu? Bu coğrafyada sıçmak zor ,sıçma sorunlarını çözmek daha da zor.

Üstüme önlüğü giydim, başıma boneyi taktım "çişimi de yapıp gideyim" dedim. Git gidebilirsen; Büyüğü gene dayandı. "Korkudan altına sıçmak" deyimi tam da bu durumu karşılıyordu. 24 saat içinde üç kere...Haftada 2 kere kakasını yaptığına şükreden biri için rekor denilebilirdi. Olsun doktor çok uğraşmaz işte temizlikle... Dışardan sesleniyorlar. Ödüm bokuma karışmışsa da, bunu belli etmemeye çalışarak çıkıyorum.

Tutuyoruz ameliyathanenin yolunu...

1 yorum: